• izmir çocuk psikoloğu

Çocuklarda Görülen Uyum Bozuklukları

KARŞI GELME – KARŞIT OLMA

Karşı gelme bozukluğu ; en az altı ay süren , bu sırada aşağıdakilerden dördünün ( ya da daha fazlasının ) bulunduğu bir olumsuzluk ve karşı gelme davranışı örüntüsü şeklinde tanımlanır.

1. Sık sık hiddetlenir. ( Huysuzlanır).

2. Sık sık büyükleriyle tartışmaya girer.

3. Büyüklerin isteklerine ya da kurallarına uymaya çoğu zaman etkin bir biçimde karşı gelir ya da bunları reddeder.

4. Çoğu zaman isteyerek başkalarını kızdıran şeyler yapar.

5. Kendi yaramazlıkları için çoğu zaman başkalarını suçlar.

6. Çoğu zaman alıngandır. Çabuk darılır ya da başkalarınca kolay kızdırılır.

7. Çoğu zaman içerlemiş kızgın ve güceniktir.

8. Çoğu zaman kincidir ve intikam almak ister.

Eğer çocuk birden bire itaatsiz ve saygısız davranmaya başlamış ise bu onun çok fazla iç çatışma yaşadığının çevresindeki kötü muamelenin veya okul başarısızlığı gibi önemli baskıların meydana geldiğinin işaretidir. Bu tip çocuklar genellikle düşmanlıklarını kendilerine en yakın kişilere yöneltmişlerdir. Bazı çocukların karşı gelme bozukluğunda daha ciddi temeller yatar. Çocuk uzun zamandır itaatsiz davranıyor ana – babası veya başkalarını hedefleyen karşı çıkışlar yaşıyorsa genellikle tüm aile içinde anlaşmazlık ve düzensizlik vardır.Kimi zaman itaatsiz , saldırgan davranış aile içinde ya da okulda gördükleri şiddete bir tepkidir.

Anne – Baba Ne Yapabilir ?

Soğukkanlı davranarak çocuğunuzun ruh halini anlamaya çalışın. Saygısızca karşılık vermenin çocuğunuz için ne anlama geldiğini açıkça sorun. Bu davranışının nedenini açıklamasını isteyin. Siz sakin , tutarlı ve işbirlikçi bir tutum sergilerseniz ; o da giderek sakin ve işbirlikçi olacaktır. Ve güvenle sorunlarını anlatacaktır. Size nasıl davranılmasını istiyorsanız siz de başkalarına ( çocuklarınıza ) öyle davranın. Çocuğunuzun size ya da başkalarına karşı herhangi bir saygısızlık göstermesi durumunda özür dilemesini sağlayın. Çocuğunuz itaatkar ve saygılı davrandığında onu övün ve ödüllendirin.

KÜFÜRLÜ KONUŞMA

Küfretmek – kötü kelimelerin kullanılması – ağız bozukluğu – son çocukluk ve ergenlik dönemindeki çocuk ve gençler arasında sık rastlanan bir davranış biçimidir. Çocuk için küfretmek küçük bir ‘’kötü’’ birey olmaktan korkmadığını , hayata dair çok şey bildiğini göstermenin bir yoludur. Arkadaşlarını etkilemek ve yaşıtlarıyla ilişki kurmak için kullanılır. Küçük çocuklar çoğu zaman kullandıkları kelimenin anlamını bilmemekte , başkalarının bunları söylediğini duydukları için kolayca bu kelimeleri kullanmaktadırlar. Çoğu zaman akranların baskısıyla , gruba uyum sağlamak veya ilgi çekmek amacıyla bu tür sözleri kullanırlar. Bazen de öfke ve mutsuzluklarından dolayı başkalarını çok şaşırtarak bu sözleri kullanırlar. Neyse ki çocuklar olgunlaştıkça bu küfürlü konuşma çekiciliğini yitirir ve azalır.( Evde küfreden anne- baba çocuklarına aynısını öğretmektedir. Bu nedenle çocukları küfrettiğinde şaşırmamalıdır.)

Küfürlü konuştuğu için cezalandırma çocuğun olumsuz davranışım istemeden pekiştirebilir. Çünkü etkili olduğunu düşünür ve bu gücü elinden bırakmaz istemez.

Anne- Babalar Neler Yapabilir ?

Evinizde küfürlü konuşmalara izin vermeyin. Hoş görmeyin ve çocuk böyle bir şey yaparsa özür dilemesini sağlayın. Bu konuda kendi tutumlarınızı gözden geçirin ve çocuğunuzun sizden farklı davranmasını sağlamanızın zor olacağını görün. Çocuk küfür ettiğinde öfkeyle , bağırarak , küfrederek karşılık vermeyin. Eğer çocuğun sizden tepki almak için bunu yaptığına inanırsanız aldırmamak , duymazdan gelmek etkili olacaktır. Çocuğunuza öfkesini doğrudan ifade etmesini öğretin. Bunu yapmanı istemiyorum. Bundan hoşlanmadım. Bunu sevmedim , gibi ifadelerle duygularını net bir şekilde ifade etmesine olanak tanıyın.

YALAN SÖYLEME

Yalan ; bir insanın suçlanmadan kaçmak , ödüllendirilmek ya da birine zarar vermek için , bir başka insanı açıkça yanıltma çabalarıdır. Altı yaş öncesinde çocuklar gerçeklerle , hayali birbirinden ayıramazlar , onlar için ikisinin birbirinden farkı yoktur. 6 yaş civarında ‘’ Gerçeklik Duygusu ‘’ yavaş yavaş oturmaya başlar. 6 yaşındaki çocuk yalan söylediğinin bilincindedir.

6 yaş öncesinde çocuğun anlattığı gerçek dışı , abartılı olayları ‘yalan söylüyorsun ’ diye değil de ‘ yanlış hatırlıyorsun’ diye düzeltmek gerekir. Gerçeği değiştirme olayları ilköğretim yıllarında da devam ederse özellikle 4.sınıftan sonra problem olabilir. Dürüst olmayı öğrenmek , hataları kabullenmek , çocuğun olumlu karakter gelişimi için oldukça önemlidir.

Çocuklar Nasıl Yalan Söyler ?

· Cezalandırılmaktan korktuğu için.

· Hatalı davranışını gizlemek için.

· Olayları ve kendisini olduğundan farklı göstererek başkalarının övgüsünü ve sempatisini kazanmak için.

· Çevresindeki yetişkinler sık sık yalan söylediği için bunun doğru ve normal bir davranış olduğunu düşünebilir.

· Dikkat çekmek için.

· Olmasını istediği ancak olması imkansız durumların tatmini için ( örneğin boşanmış anne ve babası olan bir gencin yüzünü hiç görmediği babasından bir gün önce hediye aldığını söylemesi , her gece eve gelen sessiz telefonların babasından olduğunu söylemesi gibi.) Çocuk büyüdükçe kendine güveni artar ve gerçeği değiştirme ihtiyacı da zamanla azalır.

Doğru söyleyince azarlanmayacağına ve ceza görmeyeceğine inanan çocuk yalan söylemeyecektir.Yalan söyleyen çocuğu suçlamak , cezalandırmak yerine onun neden yalan söylediğini anlamaya çalışmak ve bu nedeni ortadan kaldırıp iç huzurunu sağlamak gerekir. Doğruyu söylediğinde övülmeli , ödüllendirilmelidir. Bu tavır çocuğa doğruyu sevdirecektir.Özellikle yetişkinlerinde yalan söylemeyerek örnek olmaları oldukça önemlidir.

Anne – Baba Ne Yapabilir ?

Çocuğunuzun yalan söylediğini fark ettiğinizde , onun doğruyu söylemediğini anladığınızı belirtin. Cezalandırmak genellikle etkili olmaz. Onun yerine aşağıdaki adımları uygulayın. Bana yalnızca doğruyu söylemeni istiyorum. Ben de sana yalnızca doğruyu söylediğime göre birbirimize her zaman inanabiliriz. Bir daha ki sefere sana inanabilmem için bunu yapmalısın. Yalan yerine gerçeği söylediğinde problem giderek büyümez. Ayrıca dürüstlüğün önemini anlatmanın en iyi yolu kendi hareketlerinizle ona örnek olmanız ve doğruyu söylemenizdir.

‘ Yalan söylemeyen bir çocuk için , davranışlarıyla tutarlı yalan söylemeyen ebeveyn. ’

Anne – babalar çocuklarıyla ilgili beklentilerinde gerçekçi olmalıdırlar. Onları oldukları gibi kabullenin yapamadıklarını ısrarla onlardan beklemeyin. Çocuklarınıza istek ve hayallerini sorun. Sizden bekledikleri desteği elinizden geldiğince ona vereceğinizi hissettirin. Baskı altına almak , tehdit etmek onun yalan söylemesine neden olur. (Anne enden çıkıp giderken çocuğa televizyon izlememesini söylüyor ve tehdit ediyorsa çocuk izlese bile izlemediğini söyleyecektir.). Yukarıda belirtilen hiçbir durum ortada yokken çocuk gereksiz yerlerde de yalan söylüyorsa , yalan söyleme sorun olmaya devam ediyorsa o zaman size yardımcı olacak bir uzmana danışın , çünkü yalancılık uzun dönemde çok ciddi sonuçları beraberinde getirerek , iyice yerleşmiş bir alışkanlık halini alabilir.

BAĞIMLILIK

Piaget ’ e göre çocuğun öğrenmesinde , otonomi ( kendi kendini yönetmesi) çok önemli bir faktördür. Çocuk sorusunun yanıtını öğretmenden almak yerine kendi başına bulup keşfettiği takdirde öğrenme etkili olmaktadır. Bebeklik yıllarında tam bağımlı bir şekilde hayatını devam ettiren bir çocuk , büyüdükçe kendine tanınan olanaklar ölçüsünde bağımsız olarak hareket etmeye başlar. Ancak aşırı koruyucu ve baskıcı anne – baba tutumları neticesinde çocuk bağımsız hareket etmede problemler yaşayabilir.

Bağımsızlık hiçbir zaman tek bir olaya bağlı olarak ortaya çıkmaz. Yıllarca süren bir davranış biçimidir ve birçok nedeni olabilir. Bağımlılık her yaşta ortaya çıkabilir. Fakat önemli olan mümkün olduğunca erken fark etmektir.

Bağımlılık Belirtileri Nelerdir ?

Teneffüste diğer çocuklarla oynamak yerine öğretmenin yanında oturmayı ya da onları izlemeyi tercih ediyorsa öğretmenden sürekli daha fazla yönlendirme , onaylama , güvence ya da öneri bekliyorsa , Öğretmen yanına oturup adım adım ne yapacağını söylemedikçe , sınıftaki yeni etkinliklere katılmak istemiyorsa , bağımlılıktan kaynaklanan bir sorunu olabilir. Bu nedenle çocuğunuzla ilgilenmelisiniz. Şu akıldan çıkarılmamalıdır ki , bu davranışlar uzunca bir sürece yerleşmiş örüntülerdir ve onları değiştirirken sabra ihtiyacınız olacaktır.

Anne – Babalar Bu Durumda Ne yapmalıdır ?

Öncelikle kendi davranışlarınızı gözden geçirip , hangi zamanlarda çocuğunuzun işlerini kendinizinmiş gibi aldığınızı fark edin. Çocuğunuzu ve kendinizi ayrı bireyler olarak görmelisiniz. Çocuğunuzu hata yapacak kadar bağımsız olmaya teşvik edin. Çocuğun yaptığı işlerde başarıyı değil çabayı övün. Beklediğiniz davranışı açık bir şekilde ifade edin. Çabası için verdiğiniz ödüller , başarısı için verilenlerden daha sık olsun. Ev ödevlerini küçük bölümlere ayırarak çalışmasını sağlayın. Çocuğunuzun yapmasını istediğiniz işleri bir tabloya tek tek yazın.

İÇE KAPANIKLIK

Çocuklar devamlı psiko – sosyal bir gelişim gösterir. Normal sosyal gelişim içerisinde başta aile üyeleri olmak üzere diğer insanlar ile iletişim ve etkileşim önemlidir. Bu normal gelişim için kaçınılmaz bir durumdur. Bazı çocuklar gerek kişilik özellikleri gerekse ikincil olarak etki eden faktörler sonucunda içe dönük , sosyal ortamlara ve alışılmadık mekanlara kolay adapte olamayan , genelde duygusal paylaşıma girmeyen , yabancı insanlardan tedirgin olan bir yapıda olabilirler.

Bu durum bazı psikiyatrik durumlarda görülebilir. Bu durumda çocuğun bu nedene yönelik tedavisi gereklidir. Anne babaların bu durumda yapmaları gereken sık sık çocuğa söz hakkı tanımaları , hemen her konuda onun kendisini ve duygularını ifade etmesini sağlamaları , ona sık sık ne hissettiğini ve düşündüğünü sormaları , çocuğun kendisine değer vermeleri , konuştuğu zaman dinlemeleri , sık sık sosyal ortamlarda irtibatını sağlamaları , onu olduğu gibi kabul ederek sevgilerini sık sık belli etmeleri , çocuğun her şeyine müdahale etmeden ve çok müdahaleci olmadan onun kendini ortaya koymasını sağlamaları önerilir.

Devam eden durumlarda bazı psikiyatrik tablolardan söz edilebilir. Bu durumun tedavisi gerekir. özellikle okul çağı ile beraber sosyal ilişkilerde de problem olmaması için durumun çözümlenmeye çalışması önem kazanır.

ALT ISLATMA

Genellikle çocuklar mesane kontrolü gerçekleşinceye kadar , yani ortalama olarak 2-3 yaşlarına kadar geceleri altını ıslatırlar. Gündüz kontrol 2 yaş dolaylarında gece kontrol ise 3,5-4,5 yaşlar arasında kazanılır.idrar ve dışkı kontrolünü kazandıkları 4 yaşından sonra en azından haftada 1 kez altını ıslatma ‘enuresis’ adını alır. Ve aşağıdaki şekillerde görülür.

Sadece geceleri altını ıslatma.(%70-%80).

Sadece gündüzleri az miktarda altını ıslatma (%5).

Gündüz ve geceleri alt ıslatma (%25).

Sürekli altını ıslatma.

Uzun süre kuru kalma döneminden sonra (1-2 yıl aradan sonra ) tekrar alt ıslatmaların başlaması.

Nedenleri : Aşağıdaki sıralanan farklı nedenlerin birlikte etkili olduğu görülmüştür.

Organik nedenler (Böbrek ve boşaltım sistemi hastalıkları).

Temizlik alıştırmalarına çok erken başlanması. Sabırsız ve katı temizlik eğitimi

Aile içi ilişkilerde bozukluklar

Genetik nedenler(Gece yatak ıslatmanın aileden gelmesi gibi)

Yeni bir kardeşin dünyaya gelmesi , ana – baba ayrılığı , okul-ev değişimi , okulda , evde aşırı baskılar.

Alt ıslatma sorununun ortaya çıkardığı psişik baskılar.

Uyku derinliği.

Yapılması Gerekenler

1. Çocuğun hangi durumlarda altını ıslattığının anlaşılması , 2. Psikolojik ya da sosyal bir problemi varsa gerekli olan psikolojik yardımı almasının sağlanması , 3. Ayrı ayrı yapılan konuşmalarla çocuk ve ailede suçluluk hissinin azaltılmaya çalışılması. 4. Aileye tedavi imkanları , kendiliğinden düzelme şansı anlatılıp işbirliği sağlanmalı.

A Sadece Gündüzleri Alt Islatma Sorununa Bir Yaklaşım Biçimi

Temizlik gelişimi ulaşılabilir adımlara bölünür. Önce saatte bir tuvalete gidilir. Yavaş yavaş uzatılır. Bir takvim tutulur. Kuru kalınan her gün için bir güneş ; alt ıslattığı günler için yağmur resmi çizdirilir. Ve güneş çizmesi için ödüllendirilir.Her aşamada çocuğa küçük ödüller verilir (maddi-manevi).Çocuğa ulaşılacak hedefler için büyük sözler verilmez.

B – Sadece Geceleri Alt Islatma Sorununa Bir Yaklaşım Biçimi

İçecek miktarı asla kısıtlanmaz. Yatmadan önce gece uyandırma ve tuvalete gitme konusunda çocukla anlaşılır. Kuru kalmalar ve kendiliğinden tuvalete gitmeler , çocuk tarafından not edilir. Tuvalete saklanan küçük hediyelerle çocuk özendirilir. Büyük çocuklarda bu önlemlerle sonuç alınamıyorsa bir uyandırma aleti kullanılır. Psikolojik problem varsa mutlaka gereken yardım alınmalı. Gerekiyorsa okul ya da sınıf değişikliği yapılmalıdır. Ayrıca gece işemeleri için çok etkili ilaçlar vardır. Uyku derinliğini azaltan ve sidik torbasına büzücü etki yapan bu ilaçların %70-80 etkili olduğu saptanmıştır. Bu ilaçlar sanıldığı gibi kısırlık yapmamakta ve sakıncalı yan etkileri de oldukça azdır.

DIŞKI KAÇIRMA (ENKOPREİS)

4 yaşın bitiminden sonra en azından haftada bir kez düzenli olarak iç çamaşırları dışkı ile kirletmedir. (Normal gelişen çocuklar için ). Aşağıdaki şekillerde görülür : Çocuk haftalar boyunca temiz kalmamıştır. En az 6 ay temiz kaldıktan sonra tekrar düzenli olarak dışkı kaçırmanın ortaya çıkması. Dışkılama genellikle gündüz olur. Çocuk durumuna karşı tamamen ilgisizdir. Kirlenmiş çamaşır ile durmaya eğilimleri vardır. Genellikle sessiz , sinirli ve baskı altında hırçınlaşmış ya da tamamen suskunlaşmış çocuklardır. Dışkılama gereksinimi hissedilmez , biriken dışkının basıncıyla istemsiz dışkılama meydana gelir. Dışkı kaçırma seyrek görülen ve daha çok erkek çocuklarda rastlanan durumdur.

Nedenleri nelerdir ?

Çok erken yaşlarda ve uygun olmayan yöntemlerle kazandırılmaya çalışılan tuvalet eğitimi Aşırı titiz annenin baskıları. Aile ortamındaki olumsuz ilişkiler , sevgi eksikliği , aşırı baskılar , korkular. Organik Nedenler (Parazit , kolit gibi durumlar araştırılmalıdır.)

Neler Yapılabilir?

Her şeyden önce baskılar kaldırılmalı , aşırı titiz davranımlardan vazgeçilmelidir. Günde 3-4 kez belirli aralıklarla tuvalete oturması sağlanmalıdır. Yemekten sonra bağırsak çalışması hızlandığından bu saatlerin seçilmesi uygun olur. Çocuk dirense de anne kararlı olmalıdır. Buna uymazsa oyun için dışarıya çıkarmama , televizyon izlememe gibi küçük cezalar verilmelidir. İstenilen davranış ödüllendirilmelidir. Aile içi ilişkilerin çok bozuk olduğu durumlarda ilgili kurumların Çocuk Ruh Sağlığı Bölümüne başvurulması uygun olacaktır.

PARMAK EMME

Parmak emme normal çocuklarda herhangi bir psiko-patalojik neden olmaksızın 3-4 yaşlarına kadar görülebilen bir olgudur. Araştırmalar en geç 5-6 yaşlarında sona erdiğinde hiçbir zararının olmadığı ancak devam etmesi durumunda , parmak , ağız ve diş yapısında ciddi deformasyona neden olabileceğini kanıtlamıştır.

Anne – Baba Ne Yapabilir ?

Paniğe ve telaşa kapılmadan bu olayın nedeni araştırılmalı ve ortadan kaldırılmalıdır (Örneğin yeni bir kardeşin doğumu , çocukta bu tür bir gerileme davranışının oluşmasına neden olabilir. Cıvıldayan , emekleyen , parmak emip , tırnak yemeye başlayan çocuk bu tip bebeksi hareketlerle kaybettiği ilgiyi kazanma çabasına girebilir). Sürekli eleştirmek yerine ; çocukla konuşarak bu davranışın bebekçe olduğu , başkalarının gözüne hoş görünmeyeceğini söylemek etkili olabilir.

TIRNAK YEME

Bu alışkanlığa 3-4 yaşlarından önce sıklıkla rastlanmaz. Tırnak yeme bir güvensizlik belirtisi olarak kabul edilir.Çocuk sıkıntı ve gerilim duygularını dışa vuramadığı veya saldırganlık dürtüsünü davranışa dönüştüremediği durumlarda tırnak yeme davranışına başvurur.

Neler Yapılabilir ?

Çocuğa kendini faydalı ve yararlı hissedebileceği ortamlar hazırlanmalı.(Örneğin ; bakkaldan ekmek almak , sofranın kurulup kaldırılmasında yapabileceği görevler vermek faydalı olabilir. ) kendine özgüven duygusunu geliştirecektir. Kardeşler arasında adalete özen gösterilmelidir. Çocuklara alınan hediyelerde eşit davranmaya gayret edilmeli verilen görevlerde yaş ve cinsiyet farkına dikkat edilmelidir. Örneğin ev işlerinde kız çocuklarından yardım istenirken , alışverişlerde erkek çocuklarından yardım istenebilir. Çocuklara boş zamanlarını değerlendirebilecekleri bir faaliyet gösterilmelidir. Çocuğa karşı sürekli sevgi , ilgi ve şefkatle yaklaşmak problemin oluşumunu önleyecektir. Yapılan araştırmalar göstermiştir ki bu olumsuz davranışlar küçük yaşta giderilmezse artarak çoğalırlar. Anne – baba bu konuda oldukça gayretli olmalıdır.

TİKLER

Tik ; istemli çalışan kas grubunda istek dışı ve belli aralıklarla beliren kasılmalardır.

En çok görülen alışkanlık tikleri şunlardır :

· Göz kırpma.

· Yanak kaslarında seğirme.

· Göz kapaklarının fazla açılıp kapanması.

· Burun çekme.

· Sık sık yutkunma.

· Omuz silkme

· Diz ve ayak sallama

· Kaşları kaldırıp indirme

· Kolları sallama

Tikler genellikle iç gerilim veya çatışmaların açık belirtileridir ve erkek çocuklarında daha çok görülen bir durumdur. Çocukluk ve ergenlikte başlar.

Nedenleri :

En önemli nedenlerinden biri taklittir. Tikler başlangıçta organik bir rahatsızlıktan kaynaklanırken daha sonra alışkanlık halini alabilir(örneğin göz kırpma , başlangıçta bir göz rahatsızlığı iken zamanla otomatik olarak çocuğa yerleşebilir). Erken yaşlarda başlayıp ve süregelen korku , kaygı , tedirginlik ve gerginlikler çocuk da tike neden olabilir. Aile içi ilişkiler , olumsuz ana – baba tutumları da diğer davranış bozukluklarında olduğu gibi oldukça önemlidir.

Neler Yapılabilir ?

Bazı tiklerin fizyolojik nedenleri olabileceğinden mutlaka doktor kontrolünden geçmesi gerekir. Çocuğun tikleri bir yıldan beri devam ediyorsa gerekli tedavisi için bir uzmana başvurulmalı.

Çocuğun okul ya da ev yaşamındaki olumsuz süreçlerden kaynaklanan geçici tiklerde çocuğun üzerine fazla düşülmemeli duygularını sözel olarak ifade edebileceği rahat ortamlar oluşturulmalı. Kendini ifade edebilme becerisi kazanmasına yardımcı olunmalıdır. Oyun terapisi , psikodrama , grup rehberliği gibi faaliyetlerle içsel gerilimlerini rahatlatabileceği ortamlara sokulması faydalı olacaktır

KEKEMELİK

Ses , hece ve sözcüklerin tekrarı , uzatılması ya da konuşmanın akışını kesen duraksamalar şeklinde kendini gösteren bir konuşma bozukluğudur. Stres ve gerilimin yoğun olduğu durumlarda kekemeliğin şiddeti artar. Genellikle şarkı söylerken ve şiir okurken kekemelik olmaz. Hastalık genellikle 12 yaşından önce , çoğunlukla 2-7 yaşları arasında başlar. 2-3 , 5 yaşlarında başlayan kekemelik genellikle geçici olmaktadır. Çocukta kekemelik organik bir bozukluktan kaynaklanabileceği gibi büyük çoğunlukla psikolojik kökenlidir.

NEDENLERİ :

Kekemelik kuşkusuz çok nedeni olabilecek bir bozukluktur. Yapılan araştırmalarda kekemelikle genetik (ailesel ) yatkınlık genellikle kabul edilmektedir. Ayrıca beynin konuşma ile ilgili bölümünün düzensiz çalışması , nörolojik bozukluklarda çoğunlukla etkili olmaktadır.

Psikolojik kökeni olan kekemeliğe neden olan etmenler:

Çocuğun yaşadığı , psikolojik şoklar (Korkular , kaygılar )

Trafik kazaları

Anne – babadan ayrılma

Ailenin aşırı titiz , düzenli , denetimci , kuralcı tutumları

Kekemelik Nasıl Düzeltilir ?

Çocuğun düzgün konuşması için sürekli zorlanmaması , konuşurken sabırla dinlenmesi , konuşmasının kesilmemesi , zaten kolaylıkla oluşan yetersizlik duygusunun pekiştirici tutumlardan ( alay etme , utandırma , zorlama gibi ) kaçınılması gerekir.

Ailenin aşırı titiz , düzenli , denetimci ve kuralcı tutumu gevşetilmelidir. Psikoterapi 8-9 yaşlarından küçüklerde oyun , daha büyük çocuklarda konuşma yoluyla uygulanır. Kekemelik tedavisinde amaç yalnız kekemeliğin gevşemesi değildir.Çünkü kekemelik inatçılık ve devamlılık gösteren bir durumdur. Toplum içinde güç durumda bırakır. Çocuğun benlik saygısını zedeler. Tedavinin esas amacı benlik saygısını korumaya yönelik olmalıdır. Genellikle bu çocukların önemli olumlu özellikleri vardır. Bunları bulup , çıkarıp , dikkatini ve ilgisini bu olumlu yönlerine çevirerek kekemeliğine önem vermemesi öğretilmelidir. Verilen önem azaldıkça kekemelikte giderek hafifler.

Konuşma tedavisi , bu işin uzmanları tarafından , özel konuşma yöntemleri ile uygulanır. 6-7 yaşından büyük çocuklarda en etkin tedavi yöntemidir. Kekemeliğin ilaç tedavisi yoktur. Fazla heyecan ve bunaltı varsa bunaltı giderici ilaçlar kısa süre verilebilir. Bu tür konuşma bozukluğuna yatkın olan ve konuşması bozulmuş olan çocuklarda uygulanacak olan terapide en az çocuk kadar ailenin ve yakın çevresinin tutumları da önemlidir. Akıcı konuşmayan çocuğa sahip olan ailenin yapılan önerileri yerine getirmedeki titiz ve duyarlı davranışları ve konuşma bozukluğu uzmanı ile işbirliği , çocuğa büyük ölçüde yardımcı olacaktır. Kekemelikte ; anne babanın çocuğa olan yaklaşımları iyileştirici yönde olmalıdır.

Kekemelik konusunda Anne – Babaya Öneriler :

Çocuğun akıcı olmayan konuşmasına dikkat çekmeyin ve eleştirmeyin. ‘Söylemeden önce söylemek istediğini düşün ’ , ‘Konuşmadan önce derin nefes al.’ Gibi uyarıları kesinlikle yapmayın. Çocuğu olur olmaz olaylar için azarlamayın. Çocuğunuzun konuşma bozukluğuna üzülmeyin , şimdilik onun konuşma şeklinin böyle olduğunu ve her şeyin normal olduğunu kabul edin. Eğer sol elini kullanıyorsa , sağ elini kullanması için kesinlikle zorlamayın. Beceriksiz ya da sakar olduğundan dolayı onu eleştirmeyin. El veya ayaklarındaki beceriksizlik veya sakarlığa neden olan her ne ise , konuşmasını da etkileyecektir.

Çocuğun yanına iki ayrı lisan kullanmayın , konuşmayı öğrenme devresindeki bir çocukta , bu durum olumsuz etki yapacaktır. Grup içindeki oyunları beceremiyor diye kaygılanmayın , insanlarla ilişki kurabilmesi için yardımınıza ihtiyacı olduğunu unutmayın. Yetersiz konuşmasının üstesinden gelmesi için , diğer yollardan başarı kazanması için zorlamayın. Daha düzgün ve akıcı konuşan kardeşleri veya yaşıtları ile asla kıyaslamayın , onları örnek vererek onlar gibi konuşması için zorlamayın.

Problemini ikinci bir kazanç olarak kullanmasına yol açacak davranışlardan kaçının. ( Bozuk konuşarak ilgi çekme isteğini yaptırma gibi ). Size bir şey söylemeye çalışırken dikkatinizi ona verin. Çocukların bir çoğu kendisini dinleyene dikkat etmediği zaman güçlük çekerler. Akıcı konuşan kişilerle rekabet ortamı hazırlamayın , böyle durumlarda çocuklar fazlasıyla bocalar. Onu dinlerken asla gözünüzü dikip , bocaladığı veya takıldığı kelimeyi sabırsızca bekler bir görünüm almayın veya söylemek istediği kelimeyi anladığınızda siz söyleyerek onun konuşmasını kesmeyin. Komşularınızın veya çevrenizdeki diğer kişilerin , çocuğunuzun konuşmasını eleştirmelerine izin vermeyin.

Ondan yapamayacağı şeyler istemeyin , istekleriniz gücü , becerisi ve yetenekleri ölçüsünde olsun. Açıklama ve tanımlamalarınız onun anlayacağı şekilde basit ve açık olsun. Sorularını asla cevapsız bırakmayın. Baştan savma ve geçiştirici cevaplar vermeyin. Çocuğunuzun kişisel ve sosyal uyumunu en iyi şekilde sağlamaya çalışın. Bu kekeleyen çocuğun uyumsuz olduğu anlamına gelmez. Fakat uyumun gereği olan iletişimdeki eksikliği ve yetersizliği nedeni ile yardıma ihtiyacı vardır. Başarı duygusunu tatmasını ve kendine olan güvenini kazanmasını sağlayın , çeşitli alanlardaki yeteneklerini keşfetmesine yardımcı olun. Konuşması için cesaret verin , rahat konuşabileceği , kendisini güven içinde hissedebileceği ortamlar hazırlayın. Geniş arkadaş çevresi olmasını ve sosyal faaliyetlere katılmasını sağlayın. Öğrenme sevgisini aşılayın. Hobileri olmasına , kitap okumasına , koleksiyon yapmasına yardımcı olun. İhtiyacı olan bilgileri ona sağlayın. Onu sevdiğinizi hissettirin. Anne ve baba sevgisine ihtiyacı vardır. Eşiniz ile aranızdaki sorunları ona yansıtmayın. Çocuğunuzun ilişkide bulunduğu tüm kişileri bu konuda eğitin ve uygulamalarını isteyin.

Kekemeliğin Okulla İlişkisi

Kekemelik okullarda görülen belli başlı konuşma özürlerinden biridir. Sayısal olarak bakıldığında diğer özürlere göre oranı daha azdır. Fakat etki olarak okullarda başta gelen sorunlardan biri olmaktadır. Öğretmen ve öğrenciler bu konuşma bozukluğunun farkındadırlar. Öğrenciler arasında alay konusu edilen davranışların başında yine kekemelik gelmektedir. Bu bakımdan kekemelik sadece kekeleyenin değil , öğretmenin de bir sorunu olmaktadır.



39 görüntüleme
  • Instagram
  • Facebook Social Icon
  • Twitter Clean Grey

© Empati İzmir Psikolojik Danışmanlık Merkezi

İzmir Çocuk Psikoloğu

6345 Sokak No:22 K:1 D:2 Bostanlı Karşıyaka İzmir

Tel: 232.336 36 84

Gsm: 533.328 62 72

info@empatizmir.com

İzmir

Çocuk Psikoloğu